6 Mayıs 2011 Cuma

BEAGLE CANAL

8.GÜN    28 ŞUBAT 2011


Bu kanal, Güney Amerika’nın  TIERRA DEL FUEGO bölgesindedir. Bölgeye bu adı, buralardan ilk kez geçen Macellan vermiş. Gemiden karaya baktığında alevler/dumanlar çıktığını görmüş ve buraya ‘Ateş Ülkesi’ anlamına gelen Tierra del Fuego demiş. Dumanlar volkanik dağlardan çıkmaktaymış. Bu ad, 300 yıl kadar, gemicilerin korkulu rüyalar görmesine neden olmuş.
Bölgenin batısı Şili, doğusu da  Arjantin topraklarında kalmaktadır.

1831 yılında dünya çapında araştırma gezisine çıkan Charles Darwin’in  içinde bulunduğu HMS Beagle
gemisi  bu kanaldan Pasifik Okyanusuna çıkmış. Bu buzlu kanala o nedenle  bu geminin adı
verilmiş. Kanal 240 km uzunluğunda ve en dar yeri 5 km genişliğinde. Bu kanalda Ushuaia dışında,
ondan daha küçük bir yerleşim yeri olan , Port Williams  var.


Princess Patter (günlük bülten)
Star Princess  gemisinde her gece kamaralara İngilizce bir bülten  dağıtılıyor. Bu iki A4 kağıdı büyüklüğündeki gazetede ertesi gün gidilecek yerler, geminin rotası, hava durumu, gemideki çeşitli lokantalardaki yeme-içme bilgileri, yarışmalar, kara turları, kültür-sanat etkinlikleri, alışveriş olanakları  vb konular yer alıyor. (Bu gazeteyi hep yanınızda taşımakta yarar var, ünkü geminin herhangi bir yerindeyken o sırada ne gibi etkinlik olduğunu buradan kolayca izleyebililir, ilginizi çeken şeyleri kaçırmazsınız.)  Yani sizi her an ilerdeki saatlerde neler olacağına hazırlıyorlar.
Akşamdan fotoğraf ve video kameralarımızın pillerini doldurup, hafızalarını boşalttık ve yattık. Planımız sabah 0600 dan önce kalkıp, hafif kahvaltı yapıp güvertenin en geniş açılı yerinde yerimizi almaktı. Her sabah saat 0500’ lerde kalktığını iddia eden  arkadaşıma  güvenerek huzurlu bir biçimde uyuduk.

Her ne olduysa, asla o saatlerde gözünü açamayan ben, belki biyolojik alarmla (!) gözümü açtım. Yattığım yerden bir de ne göreyim, perdelerini hiç kapatmadığım kamaranın yere dek uzanan ve balkona açılan  penceresinden karlı dağlar görülmüyor mu? Derhal fırladım, erken kalkacağına güvendiğim (!) arkadaşıma fırçasını  atmayı sonraya saklayarak, ‘paltonu giy, güverteye koşuyoruz’ dedim.


Beni yattığım yerden fırlatan manzara

Pijamalarımızın üzerine palto ve berelerimizi giyip, kameraları kaptığımız gibi asansöre koştuk. Güverteye çıktığımızda millet çoktan yerlerini almıştı…Kendime Türk usulü - önce güverte korkuluğuna bir dirseğimi koyup sonra yavaş yavaş araya girerek -  rahatça fotoğraf çekebileceğim bir yer açtım.
Beagle Kanal'ındaki buzulları görmek için güverteye çıkan yolcular

Ve 1,5 saat neredeyse soluk almadan video ve fotoğraf çekerek, izleyerek doyumsuz, unutulmaz bir görsel doğa şovu izledik. Tepeleri karlı And dağları, denize dek uzanan buzullar, şelaleler, güneş doğuşu, çok huzurlu bir ortam.  Sessizliği bozan tek şey Star Princess gemisinin tur operatörü Joe May'in yaklaşmakta olduğumuz buzulları yumuşak bir sesle bildiren İngilizce ve İspanyolca anonslarıydı…

Beagle Kanalında Romanya buzulu ve şelale


Almanya Buzulu - Beagle Kanal
Hollanda Buzulu - Beagle Kanal
Fransa Buzulu - Beagle Kanal

Star Princess adlı gemimizin güvertesinden Beagle Kanalı

Beagle Kanal'da bir gezinti teknesi

Buzullardan sonra ıssızlaşan güverte  ve açık- hava sineması

Daha önceki cruise turumuzda (Baltık Başkentleri) bu denli sessizlik olmamıştı. Bunda belki yolcuların çoğunluğunun 70+ olmasının veya yolcu genelinin İngiliz ve Amerikalı olmasının rolü var sanırım. Konu buraya gelmişken, genç mürettebatı ve az  sayıdaki yolcuları saymazsak gemide yaş ortalaması da 70+ gibiydi. Yemek salonlarında veya toplantı salonlarında insanın kendini huzur evindeymiş gibi hissettiği anlar çok oluyordu. Tabii, Şubat ayının sonu Mart ayının başını kapsayan turda gençlerin, iş ve çocuklarının  öğrenimi nedeniyle, evden uzaklaşamamalarının rolü de vardır mutlaka. İşte emekli olmanın keyfi de buymuş… Tatilinin zamanını ve mekanını kendin seçebiliyorsun.


Bu muhteşem 1,5 saati uykuda geçirseydim, yani Beagle Kanalı kaçırmış olsaydık, eminim gezinin geri kalanı bana zehir olurdu ! Uykuyu, kahvaltıyı her zaman bulurum, ama taaa buralara bi daha nasıl gelirim ???
Sevgili arkadaşımın ve benim gezide en çok etkilendiğimiz yer işte bu Beagle Kanalı  oldu.

Vahşi, sessiz, huzurlu, muhteşem, ırak, yalın, kusursuz, insan eli değmemiş, tenha, kendi
halinde, iddiasız, güzel mi güzel bir kanal.

Kimileri Alaska’ya benzetiyordu manzaraları. Dilerim karşılaştırma fırsatını yakalarım !





Artık gemimiz Ushuia’ya doğru yol alırken üstümüzü değiştirebilir, bir güzel kahvaltı yapabilirdik…
Guruldayan karnımızı tropikal meyvelerle balkonda susturmak üzere, gördüklerimizden mest
olmuş halde kamaramıza yöneldik.

 

Öyle acıkmışız ki, kahvaltıda tabakları sil-süpür yapmışız


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder